Yakın zamanda ülke olarak bir yerel seçime gireceğiz. Bu seçimle yerelde bizi beş yıllığına yönetecek yerel yöneticileri seçeceğiz. Tüm siyasi partilerde yoğun bir aday mesaisi yaşanıyor.
Ancak halkın ana gündemi ekonomik sıkıntılar oluştururken kısmen de olsa kendisini hangi profildeki adayın yöneteceğini de merak ediyor haliyle.
İrili ufaklı tüm partilerde en yüksek oyu alacak adayı belirmek için çalışsalarda aslında biraz derine inildiğinde adamı olan, adaylar arasında daha güçlü olan, genel merkezlerde lobisi olanların aday gösterileceği çok açıktır.
Öncelikle halka uzak olan, halkın içinde olmayan, kendi zenginliğini ve statüsünü başkanlıkla süslemek isteyen adayanlardan uzak durulması gerekiyor.
Yine kendi ilçesindeki insanlarla aynı yolu, sokağı, mahallesi paylaşmayan, aynı sofraya oturmayan, onların dertleri ile dertlenmeyen, mutluluğunu ve acısını paylaşmayan, liyakatten uzak ve kısacası sizden olmayan adaylardan da uzak durulması gerekiyor.
Yine koltuğunu kendi babasının malı gibi gören, iki dönem, üç dönem başkanlık yapanların hala dördüncü dönem için ısrar eden, etrafındaki yetişmiş onca genç siyasetçilere rağmen, ben istemiyorum ama genel merkez böyle istedi gibi ucuz numaralara kaçan adaylardan da uzak durulması gerekiyor.
Siyasetle zenginleşen ve sınıf atlayan kıymeti kendinden menkul görenleri de siz görmezden gelin.
Misyonunu tamamlamış, saçları ağarmış artık yeni bir söylem ve siyaset üretemeyen haliyle bir vizyonu da olmayanların bizlere bir faydası olmayacağı çok açıktır.
Bugün ülkedeki siyasetin en büyük sorunu koltuk hastalığıdır. Koltukla değer kazanan, itibar gören elbette o koltuktan asla kalkmak istemiyor.
Ancak koltuğa değer katanlar zamanı geldiğinde o koltuktan kalkmayı bir erdemli bir davranış olarak görürler.
Hangi partiden olursa olsun, gerçekten sizden biri olan, sizinle aynı çorbaya kaşık sallamış, aynı kahveden çay içmiş, aynı sokağı yürümüş, aynı dertleri yaşamış, iyi günde kötü günde yanınızda yer almış, ailesini, geçmişini ve karakterini bildiğiniz, harama el uzatmayacak, yolsuzluğa prim vermeyecek, ilçenizin rantını ve değerlerini birilerine peşkeş çekmeyecek, halkı için gece gündüz çalışacak bir adayı desteklememiz en önemli vatandaşlık görevimizdir.
Vizyoner bir belediyecilik anlayışı ile, katma değeri yüksek projeler üreten, bu projeleri yerel halkın faydasına kullanan, gençlere yatırım yapan, sosyal belediyecilik anlayışını temel alan, kendi çevresini ve adamlarını kayırmayan, kişisel rantı değil kollektif katma değeri üreten bir anlayışın seçilmesi gerekiyor.
Özetle her zaman şikayet ettiğimiz yöneticileri bizler seçiyoruz. Ve tercihlerimiz de nasıl yönetileceğimizi belirliyor.
Doğru bir tercih şikayetlerimizi azaltır, hayatımızı da kolaylaştırır.
Yaklaşan yerel seçimlerde genel merkezlerde masa başında gösterilen adaylar değil, sizden biri olan, hak eden ve layık olanı seçmenizi ümid ederim.
Yorum Yazın