Son iki-üç aydır Türkiye'nin bir numaralı gündemi doların yükselmesi ve buna bağlı olarak yükselen fahiş fiyatlar oldu.
Hükümetin ısrarlı bir şekilde faizi indirme politikası doların ve buna bağlı olarak enflasyonun/fiyatların yükselmesini beraberinde getirdi. 20 Aralık’ta toplanan Bakanlar Kurulu ve toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın açıkladığı Ekonomik Manifesto gün içinde hızlı yükselen ve 20 tl'ye yaklaşan doların aynı hızla, deyim yerinde ise çakıldı ve 12 tl'ye kadar düştü.
Gerçek olan şu ki; Doların hızlı şekilde yükselmesi de, aynı hızla düşmesi de birçok kişinin/firmanın canını yaktı, yakıyor, yakacak. Bu kaçınılmaz bir durum...
Sayın Cumhurbaşkanının açıklamasında çıkardığım net sonuç şudur: Dolar bir YATIRIM ve PARA KAZANMA aracı olmaktan çıkarılmak isteniyor, ki; doğrusu budur.
Türkiye'de para kazanmanın tek aracı yatırım, üretim ve emek olmalıdır. Faiz ve döviz para kazanma aracına dönüşürse ve bu ikilinin getirisi ticaretten yüksek olursa hiç kimse ticaret yapmaz, yapamaz.
Umuyor ve diliyorum ki; ekonomi de yapılmak istenen bu köklü paradigma değişikliği kalıcı olsun ve faydaya dönüşsün. İşverenlerin gündeminde sadece daha çok üretmek, daha çok pazarlamak, daha çok buluş bulmak, daha çok marka üretmek, daha çok inovasyon yatırımı düşünmek, daha çok ar-ge yatırımı planlaması yapmak; özetle sadece işine odaklanmak olsun.
Bu süreçte şu gözlemimin altını özellikle çizmek istiyorum: Türkiye'de iki keskin taraf oluşmuş vaziyette ve bu tarafların tek derdi birbirine gol atmak, birbirini mat etmektir. Örneğin, Doların düştüğü günü "Milli Yas Günü" ilan edelim diyen de var; aynı günü düşmanı denize döktüğümüz "Kurtuluş Günü" olarak ilan etmek isteyen de.
Birinci grubun derdi hükümetin gitmesidir. Bunun için ülke batacaksa varsın batsındır. İkinci grup ise birinci grubu sürekli yenmenin sarhoşluğunu yaşamak istiyor!
Oysa, dün itibarıyla Türkiye'nin GSMH'sı 70 bin dolara çıkmadı. Türkiye dün itibarıyla bütün ekonomik sıkıntılarından filan da kurtulmadı.
Dün yaşadığımız olay şudur: Saatte 180 km hızla uçuruma giden ekonominin, direksiyondaki oldukça tecrübeli kaptanı tarafından ani fren yaparak uçuruma giden aracın durdurulmasıdır. Bu ani duruşta camdan fırlayarak hayatını kaybeden de var, kafasını bir yerlere vurarak yaralanan da var, emniyet kemerini taktığı için sadece korkuyla anı geçiştiren de.
Bundan sonra yapılması gereken şey, bu panik halinin giderilmesi, yaraların tedavi edilmesidir. Kaptanın aracı uçurumdan kurtarma becerisi alkışlanacak bir şeydir ve sonuna kadar alkışlanmalıdır. Fakat karşılıklı bilenen tarafların asla UNUTMAMASI gereken konu, hepimizin aynı aracın içinde olduğumuzdur.
İKİ NOT:
Bir: Dış güçler sadece bu süreçte değil, her daim ekonomimize de, sosyal-siyasal birlikteliğimize de zarar vermek istiyor, isteyecektir. Bunda şaşırılacak bir durum yoktur. Bizler siyaset geliştirirken “Dış Güçlere” rağmen yol almak zorundayız.
Bu süreçte; Doların sadece "Dış Güçlerin" etkisi ile değil; ticaretin kendi kuralları ve gerçekleri içinde yükseldiği bir kez daha anlaşılmış oldu.
Eğer bu tez doğru olsaydı, sorulması gereken soru şu olurdu: Dış Güçler geri mi çekildi?
Hayır, geri çekilmedi: Biz yaptığımız hamle ile geri püskürttük!..
Bunu her zaman yapacak kuvvet ve kudrete sahibiz, kendimize haksızlık yapmamalıyız.
İki: 18 tl'yi geçen, 20 tl’ye yaklaşan doların düşmesi ile #Fiyatlarİndirilsin hectagleri açıldı. Bu tamamen hamasettir ve alıcısı olduğu için yorumcular bu şehvete kapılarak coşuyorlar.
İki şeyden dolayı bu beklendiği kadar gerçekleşmeyecek: Birincisi, yükselen fiyatlar doların 13-15 bandına göre oluşmuştu, eğer 18'den geriye gelmeseydi yılsonunda yeniden yükselen oranda zam gelecekti, şimdi gelmeyecektir. İkincisi ise, fiyatların yükselmesi tek başına dolardan kaynaklanmıyor, "girdi maliyetlerinin" fahiş artması da dolar kadar fiyat üzerinde etkili oldu
Eğer Dolar 13-15 bandından daha aşağıya inerse, indiği oranda dolara endeksli ürünlerde düşüş yaşanacaktır. Bu ise beklendiği gibi P oranlarında değil, daha düşük oranlarda düşüş olacağı anlamına gelir.
Yeni süreç ülkemiz için hayırlı olsun.
İnşaAllah en kısa sürede kaybettiklerimizi geri getirecek bir sekinet ortamı oluşur ve herkes sadece işine odaklanır.
Yorum Yazın